Menu
FacebookTwitterLinkedInRSS Feed

Paramparça Olan Büyük Bir Göktaşı

P-2013-R3-parcalanan-goktasi

Eskiden de yanımızdan bu tür büyük göktaşları geçerdi, farkına bile varmazdık. Şimdi öyle mi, çok miktarda robotik teleskop gökyüzünü sürekli inceliyor. Bu teleskopların yaptığı en büyük iş de geçici (transient) gökcisimlerini saptamak. Örneğin katalog adı P/2013 R3 olan bu göktaşını Catalina ve Pan-STARRS teleskopları 15 Eylül 2013 tarihinde yakaladı. Göktaşı o fatoğraflarda puslu, hayal meyalgözüküyordu. Bunun üzerine 1 Ekim 2013 tarihinde 10 metrelik Keck teleskobu ile gözledi bilimciler. Bu gözlemde göktaşı yer büyüklüğünde bir toz bulutunun içinde beraber hareket eden 3 kaya parçası gördüler. Bu durum gökbilimciler şaşırttı ve Hubble Uzay teleskobu ile gözlemeye karar verdiler. Buradaki fotoğrafta çeşitli tarihlerde Hubble ile çekilmiş fotoğrafları görüyorsunuz.

Hubble'ın çektiği fotoğrafta 10 tane farklı kaya gözüküyordu ve her birinin arkasında sanki kuyrukluyıldız gibi toz kuyrukları vardı. Bunların içinde dört tane büyük parçanın büyüklüğü 200 m yöresindeydi, yani futbol sahasının iki katı büyüklükte. Yine Hubble verisinden çıkarılan diğer ilginç bir bilgi ise her kaya birbirinden saatde 1.5 km olmak üzere uzaklaşıyordu. Bu göktaşının ilk parçalarının geçen yılın başlarında gelmeye başladığını ve hala de gelmeye devam ettiği anlaşıldı. Bu bulgu her parçanın yörünge elemanları saptandığında anlaşılır.

Güneş sistemi gökcisimleri üzerine çalışan bilimciler bu parçalanmış göktaşı için önceleri çarpışma modelini öneriyorlardı. İki büyük göktaşı çarpıştığında böyle bir durum ortaya çıkar diyorlardı. Ama bu tür gök olaylarının sayısı artmaya başladıkça çok daha farklı bir model öneriyorlar şimdi. Bu göktaşlarının içinde donmuş buz var ve güneş ışınları ile bu buz yavaş yavaş buharlaşıyor ve meyadan gelen basınç göktaşının parçalanmasına neden olabilir diyorlar. Sizlerle 12 Kasım 2013 tarihinde paylaştığım "Altı Kuyruklu Acayip Bir Asteroid" (http://goo.gl/wgXFjr) başlıklı yazımda sözünü ettiğim P/2013 P5 adlı göktaşı da bu tür bir sürecin sonunda oluşmuştur.

NOTLAR:
Prof Dr. Zeki Aslan:
Uzayda bir nesne, örneğin bir göktaşı, Güneş ışınımı ile aydınlatılınca ısınır, ısınınca ısısal ışınım salar. Ancak nesnenin ısınmaya başlaması ile ışınım salmaya başlaması arasında zaman gecikmesi vardır. Aynı şekilde ısıtan güneş ışınımı kesildikten sonra nesne ışımaya devam eder, soğuması zaman alır, dönen bir nesnede Güneş tarafından ısıtılan nesne gündüz ısınır gece soğur. Dolayısıyla dönen bir nesnede - nesnenin yapısına bağlı olarak - gelen Güneş ışınımının yani soğurulan ışınımın doğrultusu ile salınan ısısal ışınımın doğrultusu arasında fark oluşur. Bu fark nesnenin yörünge hareketine Yarkovsky etkisi diye bilinen bir kuvvet (ışınım basıncı) uygular, bu etki göktaşları gibi küçük nesnelerde daha fazladır. Eğer nesnenin dönmesi ile dolanması ters yönde ise bu etki nesnenin sarmal hareketle Güneş’e yaklaşmasına neden olur.
Uzmanlar Ethem’in haberindeki P/2013 R3 göktaşının dönme hızının Sarkovsky etkisi ile giderek arttığını, kütle çekimi etkisi altında parçalandığını söylüyorlar.
Prof.Dr. Ethem Derman: Sayın Zeki Aslan Hocam, açıklamalarınız için çok teşekkür ederim. Yarkovsky etkisi asteroidin hem yörünge hareketine etki ediyor hem de dönme hızına. Benim bir türlü anlamadığım neden bu etki küçük gökcisminin dönmesinini hızlandırdığı. Çünkü salınan ısısal ışınım her yöne olabilir, neden ille de belirli bir yöne oluyor diye düşünmeden edemiyorum. Ama çalışacağım ve öğreneceğim. Tekrar teşekkür ediyorum. Sevgi ve saygılarımla...

yukarı çık